'İntiharlar ekonomik krizin patlak vermiş halidir'

VAN - Ülkede peş peşe yaşanan intiharları değerlendiren Sosyolog Basri Dara, intiharları "ekonomik krizin patlak vermiş hali" olarak nitelendirirken, Sosyolog Nuri Gökçe ise intiharların bireysel mutsuzlukla açıklanamayacağına dikkat çekti.

'İntiharlar ekonomik krizin patlak vermiş halidir'

Ülkede giderek derinleşen ekonomik krizle birlikte son bir ay içinde birçok kişi intihar ederek yaşamına son verdi. Peş peşe ve kimi zaman toplu olarak yaşanan intiharları değerlendiren Sosyolog Basri Dara, intiharları "Ekonomik krizin patlak vermiş hali" olarak nitelendirirken, Sosyolog Nuri Gökçe ise intiharların bireysel mutsuzlukla açıklanamayacağı üzerinde durdu. 

'EKONOMİNİN KÖTÜYE GİDİŞİ ETKİLER' 

İntiharın toplumsal boyutuna değinen Sosyolog Basri Dara, ekonominin bu durumdaki payına dikkat çekti. Dara, “İnsanı toplumdan var eden değerler vardır. Bunlardan aile, din, ideoloji, gibi sıralayabiliriz. Bunun kendini var ettiği bir düzen vardır. Özelikle modern zamanlarda intiharın altında yatan şeyin ekonomik sorunlar olduğu gerçeği kaçınılmazdır. Bireyi var eden ve hayatını idame eden ekonomik şartların, git gide kötüye gitmesi bireyi etkilediği gibi toplumu da etkiler. Psikolojik ve nörolojik etkiler yanında aile de büyük bir etkendir birey üzerinde. Durkheim’in bencil intihar dediği bir intihar tipi var. Bunu özgeci intihar olarak tanımlıyor. Özelikle intihar kaynağının, ekonomik ya da siyasal sebepleri olduğu gibi toplumsal boyutu da var” dedi.  

‘BASININ İŞMEMEMESİ REALİTEYİ DEĞİŞTİRMEZ'  

İstanbul ve Antalya'da yaşanan toplu intiharı hatırlatan Dara, "İstanbul’daki intihar vakasına göz attığımızda ailenin bütün ekonomik yükü bir ablanın omuzlarındaydı. İntihar eden kadın, intihar ettikten sonra diğer aile fertlerinin hayatlarını idame edemeyeceklerini bildiği için toplu intihara karar vermiş. Biz burada bir çıkarımda bulunursak, tek bu çıkarım karşımıza çıkıyor. Türkiye’de medya bunu işlerken bu benzeri vakaların çoğalmaması için sadece siyanürün üzerinde duruldu.  Ama bu realiteyi değiştirmez. Sonuçta ülkenin içinde olduğu ekonomik şartlar ortada. Geçmiş dönemlerdeki ekonomik krizler bir anda ortaya çıkarken, şimdiki biraz daha zamana yayılarak devem ediyor” diye konuştu.

‘SOSYAL YARDIM ÇÖZÜM DEĞİL' 

Ekonomik kriz ve yapılan zamların etkisini en çok toplumun en alt guruplarının hissettiğini dile getiren Dara, "Toplu intiharlar dediğimiz vakalar burada çıkıyor. Kapitalist sistemi bilmeden bu biraz zor aşılır. Kapitalizmin birçok boyutu var. Ekonomik anlamada en çok şiddet olarak ortaya çıkıyor. Devletler ve sistem insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için ‘sosyal yardım’ ile bir çözüm üretmeye çalışıyor. Bunu valilikler, belediyeler, sosyal yardımlaşma dernekleriyle sağlamaya çalışıyor. Bu temelde bir çözüm olarak gösterilebilir; ama çözüm değildir" dedi. 

'DEVLETE VE TOPLUMA MESAJ VERİYOR' 

Her bireysel intiharın beraberinde toplumsal bir intiharı doğurduğunu söyleyen Dara, üretimin bu noktadaki rolüne de dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Anahtar kelime üretimdir. Üretimin olmadığı ve mutlu olmadığınız bir yerde bu tür kaotik durumlarla çok karşı karşıya gelebiliriz. İnsanlar üretimin bir parçası iken git gide metalaşmaya başladı. Ekonomik krizin patlak vermiş halidir intiharlar. Ama bunu kimse ortaya çıkarmak istemiyor. Her bireysel intihar, beraberinde bir toplumsal intiharı doğuruyor. Ciddi anlamda psikolojik ya da nörolojik sıkıntısı yoksa bireyin, intiharın altında yatan nedenlerin iyice araştırılması gerekiyor. Toplum bir yerde sadece kendini düşündüğü için bireysel anlamda ciddi sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bunun altında yatan en büyük neden ekonomidir. Durumu iyi olan birisinin intiharı çok da haber olmaz. Toplu intiharlar o toplumdaki gidişatı gösterdiği için ciddi anlamda bir yankı yapması gerekiyor.  Birey toplu anlamda intihar ederken bir yerde aileye, topluma ve devlete cezayı kesiyor. Bunun faturasını kendi hayatına son vererek kesiyor. Bir yerde mesaj da veriyor. Burada fatura en çok topluma kesiliyor. Dayanışma duygusu dediğimiz şey kırsal bölgelerde biraz daha fazlayken, şehirlerde bu duygu yok oldu. Kalabalığın içinde kendini var edemeyen birey içine kapanır. Bu kentleşmenin doğurduğu yalnızlaşma duygusudur.  Köyde üretimin bir parçası olan birey, şehirlerde tüketimin bir parçası oluyor. Kentler de yaşam çok acımasızca işliyor. Mesela kirasını, faturasını, doğalgazını yatıramıyor insanlar. Çalıştığınız size yetmiyor. Kıt kanat geçinmeye çalıştıkça paylaşım duygusu yok olur. İnsanlar artık daha az sohbet eder oldu. Paylaşımlar gittikçe azaldı. Hayatının çoğunu çalışarak kazanmaya çalışan toplumlarda sosyal yaşam zor oluşur. Bu durumda Türkiye toplumu ile batı toplumunu karşılaştırdığımızda korkunç bir fark görebiliriz. Türkiye'de ekonomik krizi iliklerimize kadar hissediyoruz.” 

TOPLUMSAL BAĞLARIN ZAYIFLIĞI TETİKLEYİCİ 

Ülkedeki sınıfsal ayrımın intiharlar üzerindeki etkisini değerlendiren Sosyolog Nuri Gökçe ise, "Türkiye’de bir kesim için büyük imkanlar sağlanırken, diğer kesimi yoksun bırakılma algısı yıkılmış değil. Bireyin burada hayati önem taşıyan ekonomik yoksunluğu, gruplar arasında yer edinmesini engelliyor. İnsan için yaşam hakikatken, ihtimal olan ölümün (intihar) bu kadar artması toplumsal ilişkilerin istikrara kavuşmadığını gösteriyor. İstikrarlı bir toplumda insanlar hayatları ile ilgili neler olabileceğini kestirir ve beklentilerini de ona göre ayarlar. Ancak Türkiye’de bu belli toplumsal tek taraflılık hayati tehlikenin ciddiyetini görmezlikten gelinmez bir noktada. Bu da Türkiye’de toplumsal bütünlük oluşmasını engeller. Tarih boyunca, toplumsal bağların zayıfladığı noktalarda intihar eğilimi artmıştır” diye konuştu

'KİŞİSEL MUTSUZLUKLA AÇIKLANAMAZ' 

İntihar için en anlamlı tanım Sosyolog Emile Durkeim'in yaptığına vurgu yapan Gökçe, "İnsanların hayatlarında yıkım olarak gördüğü ölüm (intihar) ne kadar yaşama karışı üstün gelebilir ki bir can yok oluyor. Elbette bunu ne psikolojik ne patolojik ne de toplumsal yoksunluk olarak değerlendirmek mümkün değil. Toplumlarda nedenler değişik görülse de değerlendirme konusunda aynı kanalları kullanmak mümkün. Dolayısıyla Türkiye’de görülen o ki intiharı kişisel mutsuzluk teorisi ile açıklamak yeterli olamamaktadır. Bireyin toplumsal çevresi ile bütünleşmesi için oluşan tüm grup teması ve iktisadi imkanlar sağlandığında bu eylemlerin azalacağı görülecektir” dedi. 

Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2019, 14:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER